Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği - Narlıdere Cemevi

Mps3

Yazı Dizisi: Metropol sürgünleri - 3

Metropol sürgünleri 3

Yazı Dizisi: Metropol sürgünleri

"OKMEYDANI"

Beyoğlu'nun arka bahçesi

Anayasa'da ve vakıflar, dernekler kanununda diyor ki: İzni olmadan polis bu yerleri denetleyemez, silahla içeri giremez. Geçenlerde geldiklerinde ne izin vardı ne bir şey. Kar maskeliler silahlarla daldılar derneklere, herkesi yere yatırdılar, her yeri dağıttılar, gittiler. Ne olduğunu anlamadık, bir şey de söylemiyorlar bize, halk da tepki gösteriyor tabii buna.

Metropol sürgünleri 3Yıllarca medyadan 'polisin giremediği bölge' olarak lanse edilen 4 mahalleden oluşan, bir semt Okmeydanı. 150 bine yalan insan, 4 bin 500 civarında ev ve iş yerinde yıllardır 'işgalci' konumunda yaşıyorlar burada. 49 yaşındaki Musa Aykanat, "polis ve kar maskeli görevliler istedikleri zaman elini kolunu sallayarak geziyorlar bu mahallede. Ama medya bunu böyle vermiyor. Sanki polis buraya giremiyormuş gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyorlar" diyor. Kentsel Dönüşüm'le uğraştırılıyor insanlar şimdi de. Tapu kayıtları Fatih Sultan Mehmet Vakfı üzerinde gözüktüğü için bu bölgede oturanlar yıllardır Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açılan 'ecrimisil ve kal' davaları ile boğuşuyor. Birçoğu Kentsel Dönüşüm planlarının birilerine buraları peşkeş çekeceğini söylüyor. "Bizden yine kentin ücra köşelerine çekilmemizi istiyorlar. Bizleri yaptıkları plana dahil etmiyorlar. Halbuki bizi de dahil etseler planlarına, okullar, parklar yapsalar, her şey düzelir" diyor Musa Amca. Bu mahallenin sorunlarıyla yıllardır mücadele etmeye çalışan Ercan ise, aşağılanmanın ve çifte standardın mücadeleyi getirdiğini, bunun da doğal olduğunu anlatıyor biz yabancılara. Bir de Hacı Hüsrev'li gençle konuşuyoruz bir internet kajenin önünde. Hacı Hüsrev'i ve polisi anlatıyor bize. "Kimse kusura bakmasın ama ben akşama kadar eşşekgibi çalışıp kazandığım varanla sonra gidip bir polise sigara almak zorunda değilim" diyor. Sonra ekliyor: "Türkiye'de kanun mu var Allah aşkına. Böyle bir devlet olduğu sürece bizi hiçbir yere almazlar. Kapıkule'den bile dışarı bırakmazlar." Anlattıklarıyla buz kesiyoruz. Burası Hacı Hüsreu, burası Okmeydanı, burası İstanbul...

» Musa Aykanat (49)

Ben 1979'da Sivas'tan geldim bu . mahalleye. O zamanlar insanlar gecekondularını el biriliği ile yapıyorlardı. 1982 yılındaki belediye seçimlerinde buraya yol yapıldı. 1989'dan sonra müteahhitlerin girmesi ve apartmanlaşmayla birlikte mahalleli arasındaki kolektif dayanışma da yok oldu. Sonra belediye seçimleri oldu tekrar, MHP'li bir belediye aldı, sonra CHP'ye gitti ve hava almayan bir beton yığınına dönüştü mahalleler. Bu arada da birbirimizi tanımadığımız, birbirimizi denetleyemediğimiz için yozlaşma da açığa çıktı. Eskiden insanların buraya kötü şeyleri sokmamaya yönelik çabaları vardı, şimdi o heyecan, sahiplenme duygusu zayıfladı.

Son zamanlarda insanlar yeniden bir araya geldiler. Yozlaşmaya karşı kampanya yürütmeye çalışıyoruz. Aslında bu sorun devletin çözmesi gereken bir sorun, Anayasa'da da yazar. Ama insanların demokratik bir eyleminde karşısına hemen dikilen devlet, bir hırsızlık olduğunda bunu görmüyor, görüyorsa da hiçbir şey yapmıyor. Diyorlar ki "biz o mahallelere giremiyoruz", oysa ki hep geliyorlar, herhangi başka bir şey için geliyorlar, rahatrahat geziniyorlar burada. Hap satılmaya başlandı okulların kapılarında, genç kızlarımızı fuhuşa yönlendiriyorlar. Tespit ettiğimiz evler var mesela onlar da biliyorlar buraları ama göz yumuyorlar. Mahallemizde kumar oynatıyorlar bazı kahvehanelerde. Bu olumsuz gelişmeler aileleri parçalıyor, yıkıyor.

96-98 arası burada yürüyüşlerin çok olduğu bir dönemdi. Bir de ruhsatsız içkili mekânların yoğunlaştığı bir zamandı. Beyoğlu'nun arka bahçesi olarak görüldüğü için o mekânlar buraya taşınmaya başlandı. Sonra da bu yerler en son bar, pavyona dönüşmeye başladı. Buraların kapanması için 97'de 1500 imza topladık ve önce Kaymakamlığa gittik, bize cevap vermedi. Belediyeye gittik, Okmeydanı'na polisin baktığını, buraların ruhsatsız olduğunu ama bir şey yapamayacaklarını söylediler. Ama mesela lokanta işleten bir esnafın ruhsatı yoksa belediye hemen kapatıyordu. Yine de halkın tepkisini önlemek için 25'er gün kapattılar bu mekânları, sonra devam ettiler. Halkın tepkisi yoğunlaşınca mekân sahiplerinin birçoğu kendiliğinden kapattı.

Ama mesela 98'de tek bir kavga oldu bu mekânlardan birinde. Dönemin emniyet müdürü Hasan Özdemir buraya 5 bin polis bir den yığdı. Kar maskeli, keskin nişancı, siyah giyimli vs. Tam 5 bin polis.

İnsanlar haksızlığa tepki veriyorlar asıl olarak. Geçenlerde derneklerimizi bastılar. Anayasa'da ve vakıflar, dernekler kanununda diyor ki, izni olmadan polis bu yerleri denet-leyemez, silahla içeri giremez. Ama geçenlerde geldiklerinde ne izin var ne bir şey, kar maskeliler silahlarla daldılar derneklere hemen içerdeki herkesi yere yatırdılar, her yeri dağıttılar, çıkıp gittiler. Ne olduğunu anlamadık, bir şey de söylemiyorlar bize, halk da tepki gösteriyor tabii buna...

Bir ay önce burada olaylar olduğunda da girdiler 'giremiyoruz' dedikleri mahalleye. İnsanları, halkı sokaklarda yere yatırıyorlar, küfür ediyorlar. İnsanlar da tepki gösterdi tabii. Burada mağdur olan da yine mahalleli ve esnafımız oluyor. Burada Hacı Hüsrev mahallesi var. Eroin, esrar ticaretinin çok yoğun olduğu bir mahalle. Polis mesela oraya her zaman gider, hep oradadır ama ara sıra bilerek, haber vererek gider birkaç yere baskın yapar, medya da der ki, 'Polis nihayet Hacı Hüsrev'e girebildi'. Halbuki polis zaten hep orada ama sanki giremiyormuş gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyorlar.

Eskiden gençler, herkes mücadelenin içindeydi, şimdi gezmek, tozmak, kolay iş yapmak, hırsızlık yapmak moda. Alabildiğine işsiz kaynıyor burası. Çocuk çalışıyor, parasını alamıyor. Çalışmasa ne yapacak 'boş' sokakta kalıyor, kötü şeylere bulaşıyor, parası yok. Gençlerin burada boş vakitlerini değerlendirecek doğru düzgün mekânlar yok, bir şey yapmıyorlar bu gençler için.

Biz mesela o kampanyalardan sonra bir kütüphane açtık elbirliğiyle, 2 tane bilgisayar koyduk. Dersler veriyoruz, satranç oynuyorlar vs. Bu alanların çoğalması gerek ki bu olayların, yozlaşmanın önünü keselim. Okmeydanı halkını burada yaşamaktan vazgeçirmeye, yıldırmaya çalışıyorlar...

» Ercan (32)

Okmeydanı'nı düşündüğümüz zaman kenarda kalan bir semt modeli çizmiyor, İstanbul'un merkezi görünümünde bir yer. Dolayısıyla da burada yaşanacak herhangi bir olaydan çevre de etkilenecektir. İşte devlet bunu yok etmek içinde buradaki insanları, 'hizaya getirilmesi gerekenler' olarak gördü.

Tüm bunların ötesinde çifte standart uygulanıyor. Bazı semtlerde asayiş sağlanırken buraya hiç dokunulmuyor. Okmeydanı'nda hırsızlık olayı var dediğimizde hiçbir polis göremeyiz mesela, ama basın açıklaması denildiğinde saatler öncesinden gelir polisler. Bugün buralarda hırsızlık, gasp, fuhuş her şey var. Hırsızlığa maruz kalmamış ev kalmadı. İnsanlar karakola gidip şikâyet ettiler, ama hiçbir sonuç alınmadı. Başka yerlerde bir takım önlemler alınıyor ama bu tür yerlerde devrimci dinamiğin tasfiye edilmesi için her şeyi yapıyor devlet. Var olan devrimci dinamiği yok etmek için gençliğin rağbet edeceği şeylerin önünü açıyor.

1999 yılında devletin devrimcileri kılıçtan geçirmeye başlamasıyla devrimciler zayıfladı, çeteleşmeler kendini gösterdi. Bu çeteleşme şunu söyletti insanlara "devrimciler olsaydı böyle olmazdı". Hâlâ da söylüyorlar. Burada olan olaylar Beyoğlu'nda ya da başka yerde yok mu? Var. Ama bilinçli bir karalama kampanyası uyguluyorlar bu mahallelere. Burada yapılan şeylere tabii ki karşı geleceğiz.


'Rant sağlamaya çalışıyorlar'

HER gelen belediye başkanı Okmeydanı'na tapu veriyorum diye geldi, ama burada şöyle bir durum var: Okmeydanı'nın üzerine kurulduğu arazi Hazine'ye ait değil, vakıfların arazileri buralar. Onun için burada bir şey yapmak için bu vakıflardan izin alınması gerekiyor. Ama bunlar onu yapmıyorlar, her gelen oy avcılığı için biz size tapu vereceğiz diyorlar ve kaçak, çarpık yapılanmaya zemin hazırlıyorlar.

Onların şimdi bir Kentsel Dönüşüm Planları var. Bu planda burayı boş bir arazi olarak görüyorlar, sanki burada insanlar yaşamıyormuş gibi, 'biz buraya yeni bir planlama getireceğiz, bu plandan siz faydalanamayacaksınız. Ev sahibiysen biz seni başka bir yere yerleştireceğiz, ondan sonra sen orada bize borçlanacaksın ve ödeyeceksin' diyorlar. Kiracıları düşünmüyorlar, 5 katlı evi olanı düşünmüyorlar. Sadece bir ev veriyorlar ve seni tekrar borçlandırıyorlar o ev için, biz de buna karşı çıkıyoruz.

Aslında bütün sermayenin gözü burada, çünkü Okmeydanı'nın yeri güzel. E-5'e, E-6'ya yakın, şehir merkezine yakın, dolayısıyla buraları birilerine peşkeş çekecekler. Burada o zaman yapılacak bir dairenin değeri 500 milyar ile 1 trilyon arasında değişecek. Onun için de burada yaşayan insanlara siz bizim gösterdiğimiz şehrin ücra köşelerine, nereye olursa artık, çekilin gidin biz burayı başka bir şey yapacağız diyorlar. Biz diyoruz ki bu plana bizi de dahil edin. Okul olur, park olur her şey olur o zaman. Ama buranın zemini de sağlam oluğu için onların kafalarındaki, buraya gökdelenler dikmek, amaç farklı yani.

Mahalleliyi buradan dağıtmak, mücadeleyi kırmak da diğer amaç. Burası yıkılacak diyorlar ama belediye seçimleri yaklaşınca mesela üç gün içinde buraya doğalgaz verdiler, seçim yatırımı olarak. Ben o doğalgaz altyapısına da güvenmiyorum aslında, bence burada bir tehlike var, çünkü alelacele borular döşendi.


'Türkiye'de kanun mu var Allah aşkına!'

» M.T (23)

"Tekstilde çalışıyorum, son 3 yıldır Okmeydanı'nda yaşıyorum. Burası güzel bir mahalle, daha önce 15 yıl Hacı Hüs-rev'de yaşadım. İlkokuldan sonra bıraktım okulu çünkü, bizim mahallede Hacı Hüs-rev'de okulların etrafında hep uyuşturucu, esrar satılır. Ben onlara bulaşmaktansa okulu bırakıp çalışmayı tercih ettim. Sizi istediğiniz zaman götüreyim Hacı Hüsrev'deki bu mekânlara. Çok açık olarak ortada yapılıyor bunlar, mahallenin her yerinde var. Orada mesela 15 yaşındaki çocuğun altında araba var, ben 10 yıldır çalışıyorum, benim sadece bir tane cep telefonum var. Ama ben de çarpsaydım, çalsaydım, orada esrar içsey-dim benim de olurdu.

Polis falan da müdahale etmiyor, hatta beraberler. Cep telefonları daha yeni çıkmıştı, bir çocuk çaldığı bir telefonu 80 milyona satıyordu. Polis 75 milyon dedi, çocuk 80'de ısrar etti, sonra polis de bıraktı telefonu. Bu benim gözümün önünde oldu.

Sonra bir gün çalıştığım yerden haftalığımı aldım eve geldim. Minibüsten inerken orada bulunan polis otosundaki polisler cebime koyduğum parayı gördüler. Hemen beni çağırdılar. Gittim, 'teyp nerede' diyorlar. Dedim benim arabam yok ki, teybim olsun, anlamıyorlar. Onların derdi cebimdeki parayı almak, "at bir şeyler bize git" diyorlar bana. Sonra orada bizim köylümüz esnaf vardı, görüp geldiler, dediler ki bu çocuğun böyle işlerle ilgisi yoktur falan, en sonunda oradaki bütün polislere birer kutu şeker verildi. Yani bir kutu şekere kendilerini sattılar affedersiniz. Bütün dertleri benim paramı almaktı ama vermedim, direndim. Böyle polisler olduktan sonra hiçbir şey yapamazsınız tabi. Ben akşama kadar eşşek gibi çalışıyorum o para için sonra kalkıp da ben o polise hiç vermem o parayı. Ona sigara almam tabii, kendisi gitsin alsın sigarasını, o benden daha çok kazanıyor bir de.

Hırsızlık vs de bitmez tabii, polis kendi adamını içeri atar mı hiç, atmaz. Hırsızlar için polis normal bir insan, ancak asayişten gelecekler ya da Gayrettepe polisi gelecek. Onlar gelince toplayıp götürüyorlar ama birkaç ay içerde tutulup salınıyor onlar da.

Türkiye'de ceza diye bir şey var mı, sadece trafik cezası var, başka bir şey yok ki. Kanun diye bir şey yok, ben öyle görüyorum. Bizim 2 yıl önce bir abimiz öldürüldü mahallenin hırsızlarına müdahale etti diye. Polis üç gün geldi, göründü biraz ortalıkta. Dördüncü gün kayboldu. İnsanlar da korkuyorlar tabii, çekiniyorlar. 0 abiyi öldüren insanlar şimdi hapisteler ama çıkarlar yakında. Kimlik yok bir şey yok, yaşını küçük gösterip bir yolunu bulup çıkarırlar. Çok oluyor böyle şeyler, çok doğal. Böyle bir devlet olduktan sonra bizi hiçbir yere almazlar, Kapıkule'den bile dışarı bırakmazlar."

YARIN: SARIGAZİ

13 Mart 2007

KAYNAK: http://www.birgun.net/


 

Bugün 60 ziyaretçi (95 klik) kişi burdaydı!
Copyright FıraT




Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol